Felsefe nedir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Felsefe nedir?

Mesaj  Mehmet Arıkan Bir C.tesi Nis. 24, 2010 9:33 pm

Ben kimim? Ne işe yararım?

İlk bakışta çok kolay gibi görünen yukarıdaki soruların cevabı belki de hayatta en zor sınavın sorularından daha zor. Çünkü hayatta insan en çok şey bildiğini düşündüğü kendisi hakkında aslında biraz durup düşündüğünde ne kadar da az şey bildiğini anlayacaktır. Ben kimim? Beni diğer insanlardan ayıran en belirgin özelliğim ne? Hemen bunda bilemeyecek ne var insan kendini bilmez mi dediğinizi duyar gibiyim. Ancak kendinizi nasıl tanımlarsınız sorusuna eminim ki birkaç cümleden fazla cevap veremezsiniz Oysaki en basit bir aletin bile kullanma klavuzu sayfalar dolusu o aleti anlatır ama biz kendimizi birkaç cümleden fazla tanıtamayız. Hele ne işe yaradığımızı, yada yaşamdaki gayemiz sorusuna gelince iyice afallarız. Hele bide bir işe yaramadığımızı düşünürsek iyiden iyiye kafayı yeriz. Ama yinede kendimizi tanımak için bir şey yapmayız. Peki ama neden? Yine bir soru daha …..
İnsan kendisiyle yüzleşmekten pek hoşlanmaz, aslında kendisi olamadığı için bunun farkına varmaktan hoşlanmaz. Çünkü başkalarının kafalarıyla düşünüp başkalarının hayatlarını kendi hayatı gibi yaşar ve sonunda kaybolur gider. Nerede kaybolur insan? İşte bir soru daha……Kendi içindeki karanlıkta, aslında boşlukta uçsuz bucaksız bembeyaz bir boşlukta. Peki karanlıkta bembeyaz boşluğun bir kıymeti var mıdır? Yoktur…. Yoksa varmıdır? Kendini bilmeyen insan bembeyaz boşlukta bir külçe altın gibidir. Ancak karanlıkta olduğundan değerinin farkına varamaz. Onu değerli kılan şeyi anlaması gerekir, hatta anlamakla kalmayıp anlatabilmeli. O karanlıkta bir mum yakmalı. Her yakılan mum bir mum daha yakmalı ve sonunda karanlıktan kurtarmalı kendini. Ve var oldukça mum yakmaya devam etmeli. Çünkü her mumun zamanı gelince biteceğini unutmamalı. Ve aydınlanmalı…Artık başkalarının kafalarıyla düşünmeyen kendi varlığının bilincinde ve yaşama gayesinin farkında aydınlanmış bir insan olmalı. Böylece kendi kafasının hükmettiği özgür bacaklarıyla istediği her yere gidebilmeli, artık boşlukta bir hiç olmadığını anlamalı. Hatta o boşluğu bile kendisinin anlamlı kıldığını bilmeli ve kendisini ancak emeğinin ve kendinin değerini bilenlerin eleştiri oklarına kurban etmeli tıpkı şu hikayedeki gibi..
Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış… Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş… Ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da;kısaca Ranga Guru derlermiş…
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş…
Ranga Guru ise;
- Sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor…
Çok üzülmüş tabii.Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru…
Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte… Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.
Raciçi denileni yapmış… Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış..
Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış..
Ranga Guru ise;
Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün…
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.. Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin…
Yapıcı olmak eğitim gerektirir…
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi…
Sevgili Raciçi Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın…
Emeğininin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın…
Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur…
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma… demiş



Şunuda asla unutmayalım kendimizi gerçekleştirme adına ne yaparsak yapalım sürekli yapalım asla durmayalım, hiçbir zaman pes etmeyelim. Çünkü; “Damlayan su taşı deler.Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir”


Mehmet ARIKAN

Mehmet Arıkan

Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 24/04/10

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Felsefe nedir?

Mesaj  Admin Bir C.tesi Nis. 24, 2010 9:58 pm

Mehmet hocam harika bir yazı yazmışsın ellerine sağlık. Bende Sofie'nin Dünyası adlı kitabı okuyordum. Bahsettiğin konular orada da dile getirilmiş. İnsanın varoluş gayesi.
Felsefe ve dinler buna cevap verir bence. İnsanoğlu kendi varoluş gayesini ve Yaradan'ı sürekli olarak aramıştır. Tabii herkes ayrı konulardan yaklaşmış ve farklı yorumlarda bulunmuştur. Bazen düşünüyorum da insan herşeyi sorgular ama kendini sorgulamaz(filozoflar hariç tabii). Dünyaya geliş nedeni nedir? Yaşama anlam katan değerler nelerdir? Yaşama gayesi nedir? İnsan neden durduk yere başka birine yardım etmek ister? Mutluluk nedir ve nasıl kazanılır?vs vs...
Tüm bunlara felsefenin bir cevap aradığını düşünorum. Ama bulabilmiş mi? Emin değilim...
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 32
Kayıt tarihi : 23/04/10

Kullanıcı profilini gör http://tarih.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Felsefe nedir?

Mesaj  yunusadiyaman Bir C.tesi Nis. 24, 2010 10:30 pm

şimdi ismini hatırlamadığım bir yazar şöyle diyordu: "insanın temel gayesi yaşantı aramak değil, kendini aramaktır." bu ifdeleri beni çok etkilemişti. aslında eyleme olan tutkumuz kendimiz hakkınta yeni bir bilgi edinme heyecanı. bunu yaşam deneyimimiz artıkkça, yaşımız ilerledikçe daha iyi anlıyoruz. insan düşünerek kendisi hakkında aslında pek bilgi edinemiyor. yaşayarak, yaralanarak, üzerek, üzülerek, acı çekerek, mutlu olarak bilgi sahibi olabiliyor kendisi hakkında. kendimizi ancak yaşantılar içinde tanırız bence.

Mehmet Hocam bazı soruları gündemimize tekrar getirdiğiniz için teşekkürler.

yunusadiyaman

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/04/10

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Felsefe nedir?

Mesaj  Admin Bir C.tesi Nis. 24, 2010 11:17 pm

"Başkalarına olduğu kadar kendimize de yabancıyız" der Montaigne. Bu insandaki kendini arayışın bir ifadesidir. Tarih boyunca filozoflar buna cevap aramışlardır. İslamiyetteki tasavvuf buna vurgu yapar. Günümüz insanı dışarıya odaklanmıştır. Ama düşünürler daha ziyade insan ve akılla uğraşırlar. Aklın sınırlarını çizmek istemişlerdir. Kimi zaman aklı yüceltmişler kimi zaman ise çaresizliğini dile getirip başka arayışlara yönelmişlerdir. İnsan kendini incelerken hayatı sorgulamaktadır. Yine bu bakış açısında gizlidir. Şu hikayeye kulak verelim

"Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi.. Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis. Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus.. Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis.. Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ... Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona -Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar! istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus.. Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ... Adam kabul etmis. Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus. Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin. Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasildi? Adam saskin.. Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki... Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demis Bilge... Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ... Geri geldiginde bilge, adama bahçe nasildi diye sormus ... Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis.. Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis :"Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin..Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir ... "
"Hayatinin anlami senin bakislarinda gizlidir"
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 32
Kayıt tarihi : 23/04/10

Kullanıcı profilini gör http://tarih.forumdizini.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Felsefe nedir?

Mesaj  Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz