EKSİK YAZI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

EKSİK YAZI

Mesaj  yunusadiyaman Bir C.tesi Nis. 24, 2010 10:21 pm



EKSİK YAZI


“ekmek vardı tereyağı vardı utanılacak bir şey yoktu
bir şey daha yoktu ama kavrıyamıyordum
işte böyle olmak en iyisidir olmakların”

Turgut Uyar

Her deneyimimiz diğerleri tarafından yüzeysel bir nedensellik zinciri içinde ele alınırken ve bu nedensellik zincirinin halkaları arasındaki uyum bizim için gerçekleri arkasında gizleyebileceğimiz bir örtüye dönüşürken günden güne yaşamımızı daha yüzeysel hale getirdiğimizin pek farkında olmuyoruz.

Hangi gerekçenin arkasına sığırsak sığınalım bir işi başarmaya yönelik her davranışımızın altında görünürdeki amacımızın çok uzağında belirleyici amaçlar ve duygular var. Bu duygulardan biri hayatımızın o anına kadar tanışmadığımız, eğer tanışırsak hayatımıza yepyeni bir anlam katacağına, hayatımızı eksiksiz kılacağına inandığımız bir kişiye, bir nesneye, bir duruma, bir ruh haline ulaşma özlemi. Her başarımızdan, bizleri mutlu eden her olaydan sonra bir tamamlanmışlığa, eksiksizliğe ulaştığımıza dair geçici bir yanılsama olsa da bir duygu yaşıyoruz. Başarımızın sonuçlarıyla ilgili olarak içinde bulunduğumuz dış koşullardan beslenen mutluluğumuz yanında bunun çok ötesinde dış koşullaradan bağımsız , sadece kendi iç dünyamızla ilgili olarak hissettiğimiz bu kısa süreli duygu varolmanın zirvede hissedilmesinden kaynaklı bir bütünleşme duygusuna karşılık geliyor.

Tüm yaşamımızın eksikliklerden arındığı bu ruh hali uzun süreli olsa sanırım insanlar tamamen eylemsiz kalacaklardı ve yaşam diye bir şeyden söz edemeyecektik. Bu nedenle bizler hayatımızın sonuna kadar o hep gelmeyecek kişiyi bekleyeceğiz, , o ulaşamayacağımız ruh haline bizi taşıyacağını inandığımız anları yakalamak için çırpınacağız ve gündelik yaşamda her eylemimize farkına varmadan bu amaçlarla motive olcağız. Kendimizi istediğimiz kadar o kişinin gelmeyeceğine, o ruh halini uzun süreli yaşayamayacağımıza inandırmaya çalışalım dirim her zaman bizi bunlara inandıracaktır.

İlk bakışta çaresizce boyun eğdirilmek zorunda olduğumuz bir kısır döngü gibi gözükse de her durumda algıladığımız bu tam olarak bütünleşememişlik, tamamlanmamışlık insanı kendini tamamlamaya, kendini tamamlayacak olanın arayışına yönlendirir. İnsanın dünyadaki yolculuğunun gerçek mahiyeti bu arayışta ortaya çıkacaktır. İnsanın yaşadığı bu kısa süreli duyguyu göz ardı etmesi, bu duygunun kendi varlığıyla ve tanrısal olanla ilişkisinin farkına varamaması trajik bir şekilde insanı o kısa süreli duyguyu yaşmak için içeriğine, kendisi ve insanlık için taşıdığı anlama bakmadan başarı peşinde koşuşturan bir varlığa dönüştürür. Çevresindeki insanların "insanın doyumsuzluğu" diye adlandırdıkları şey aslında bütünleşmeye, tamamlanmaya yönelik açlığın yanlış araçlarla doyurulmaya çalışılmasıdır.

Yaşamımızdaki her durumda bir şey hep eksik kalacak ve biz o olmayan şeyin ne olduğunu tam olarak kavrayamayacağız. Tüm hayatımızın niteliğini ve değerini belirleyecek olan da yaşamlarımızda olmayanı adlandırma konusundaki becerimiz ve ona ulaşma yönündeki çabamız olacak. Bu nedenle nesnesi adlandırılmayan yokluk hissinin dünyadaki serüvenimiz için tanrısal bir zorunluluk olduğunu kabul ederek yine tanrısal olanın peşinde tüm etkinliklerimizi biçimlendireceğiz.


YUNUS ADIYAMAN
Kasım, 2009

yunusadiyaman

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 24/04/10

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz